YÖREMİZDEKİ BİTKİ ÖRTÜSÜ

(Sitemizdeki bu bölüm Erzurum’lu bir öğrencimin “Öğretmenim İncir ve Zeytin ağaçları nasıl bir şey?” sorusu üzerine hazırlanmıştır.)

Zeytin Ağacı

Familyası                           : Zeytingiller

Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Marmara bölgesi.

Nisan-mayıs ayları arasında yeşilimsi-beyaz renkli çiçekler açan, 5-15 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen uzun ömürlü ağaç. Meyveleri zeytin adını alıp ekim ile ocak ayları arasında olgunlaşırlar. Oval şekilli ve eriksi olan meyveler önceleri yeşil renkli, daha sonra mor veya siyah renge dönerler. Zeytin ağaçları 700-2000 yıl kadar yaşayabilirler. Engebeli ve yamaç, fakat ılık rüzgarlı olan yerlerde yetiştirilebilir. Yabani olan zeytin ağaçları aşılanarak verimli hale getirilebilmektedirler.

Dünyada yemeklik (sofralık) zeytin üretiminde ve tüketiminde Türkiye birinci sıradadır. Türkiye’yi İspanya, Yunanistan ve İtalya takip etmektedir. Türkiye’de 8 milyon dekar alan üzerinde 83 milyon zeytin ağacı bulunmakta ve her geçen yıl da bu rakam artmaktadır.

Delice

Zeytin ağacının aşılanmadan önceki hali (yabani zeytin ağacı)

 

 

İncir Ağacı

 

Familyası                        : Dutgiller (Moraceae).

Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege veAkdeniz bölgesi.

Mart-nisan aylarında çiçek açan, 1,5-6 m yüksekliğinde, süt taşıyan iki evcikli bir ağaç. Yabanî olarak bulunursa da, daha çok yetiştirilir. Yemiş olarak da bilinir. Yurdumuzda incir en çok İzmir-Aydın yöresinde yetiştirilmektedir. En meşhur ve en lezzetli incir de İzmir inciridir. İzmir incirinin dışında şeker inciri, mor incir, Sultan Selim inciri, yediveren inciri, kavak inciri ve patlıcan inciri gibi çeşitleri de vardır. Sultan Selim ve kavak inciri İstanbul ve çevresinde yetiştirilen mor renkli ve tatlı bir incirdir. İncirin kurutulmuşu da çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Kuru incirlerin de ince kabuklu ve çok tatlı olan “sarı lop” ve kalın kabuklu hafif yeşilimsi “gök lop” gibi çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: İncir meyvelerinde şeker, organik asitler, sâbit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yaş olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Bilhassa kurutulmuş olarak ihrâcatımızın önemli bir kısmını teşkil ederler. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır. Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir.

 

Kavak Ağaçları

Familyası: Söğütgiller (Salicaceae)

Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu ve Trakya.

Mart, nisan aylarında çiçek durumları meydana getiren, daha çok rutubetli bölgelerde, su kenarlarında yetişen, 10-20 m yüksekliğinde, rüzgarlarla tozlaşan iki evcikli bir ağaç. Yapraklarının üst yüzü yeşil, alt yüzü kül rengi, üçgen, oval, eliptik veya yürek şeklindedir. Yaprak sapı, yaprak ayasına dikey olarak yassılmış, erkek çiçek durumları sarkıktır.
Kavak ağaçları sulu yerlerde kolaylıkla büyüyen ve köklerinden meydana gelen sürgünler vasıtasıyla yayılan ağaçlardır.Anadolu’da 5 kavak türü yetişmektedir. Bunlar kara kavak (Populus nigra), servi kavağı veya ehrami kavak (P. pyramidalis), ak kavak (P. alba), titrek kavak (P. tremula), Fırat kavağı(P. euphratica) dır.

Kullanıldığı yerler: Yol kenarlarına, park ve bahçelerde gölge vermek ve tarla kenarlarına rüzgar kesici olarak dikilir. Odunundan bitkisel kömür elde edilir. Kağıt ve kibrit imalinde, bazı yerlerde yakacak olarak, inşaatlarda yapı malzemesi olarak ve mobilya imalatında kullanılır.

 

Maki Bitki Örtüsü

Maki Akdeniz bölgesinin tipik daima yeşil olan bodur çalılardan ibaret bitki örtüsü. Bunlar, bir yandan karakteristik olarak daha yumuşak olup, uçtan köke doğru kuruyan çalılardan, öte yandan tek bir odunsu ana gövdesi olan ağaçlardan farklıdır.Fakat bu konuda kesin bir sınırlama ve tasnif yapılamaz. Mesela, kuşotu denilen bitkinin, diğer çalılar gibi mevsimlik olarak ve yukarıdan aşağıya kurumaması, akçaağacın diğer ağaçlardan farklı olarak köklerinden itibaren dallı olması gibi.

Bunlar Akdeniz iklim bölgelerinde deniz seviyesinden itibaren 400-500 m’ye kadar bulunurlar. Bir kısmının yaprağı dökülür, bir kısmınınsa dökülmez. Defne, kocayemiş, süpürgeçalısı, taşmeşesi, bodur, ardıç, mersin, çitlenbik, sakız ağacı, laden ve yabani zeytin makilere örnektir.

Zakkum Çiçeği

Zakkum (Nerium oleander), Apocynaceae familyasından Haziran-Eylül ayları arasında beyaz veya pembe renklerde çiçekler açan 2-5 m yüksekliğinde, süt içeren, dere yataklarında ve su kenarlarında yetişen ve kışın yapraklarını dökmeyen, ayrıca bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen çalı tipinde ağaççıklar.Gövdeleri dik, esmer renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, karşılıklı veya üçlü dairevi durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu, büyük çiçeklerin sapları tüylü ve oldukça kısadır. Bitki zehirlidir.

Kullanıldığı Yerler: Bitki kardiotonik glikozitler taşır. Dahilen idrar arttırıcı ve kalp kuvvetlendirici etkisi vardır. Fazla miktarda alındığında zehirlenmelere sebep olur. Haricen zeytinyağı ile yoğrulmuş olan yapraklar bilhassa uyuza karşı kullanılır. Bir gram kuru yaprak, insanlarda tehlikeli zehirlenmelere yol açar. Zehir etkisi kurutma ve kaynatmayla ortadan kalkmaz. Bu bitkiyi yiyen ölmüş hayvanların etleri de zehirlidir.

 

Söğüt Ağacı 

Söğüt (Salix), söğütgiller (Salicaceae) familyasından Salix cinsini oluşturan boylu ağaç veya bodur çalı halinde, çoğunluğu kışın yaprak döken, ender olarak da her dem yeşil kalan odunsu bitkiler.

Yapraklar parçalanmamış, sadedir. ve uzun şerit halinde veya eliptik yapıdadır; kenarları tam veya bezeli ve ince dişli, kaba dişli, dilimli dişlidir.Genel olarak kısa saplıdır.; çoğunlukla kulakçıkları vardır. Yan durumlu çiçek kurulları başak halinde dik durular. Bazı türlerde çiçek açmak yapraklanmadan önce, bazılarında ise aynı zamanda olur.Söğütler gayet kolay kök yapabildiğinden tohumları da kısa zamanda çilenme özelleği kaybettiğinden, üretilmeleri hemen her yerde çelikle ve kök sürgünü ile olur. Eski Sümer ve Mısır kayıtlarında söğüt ağacı kabuğunun ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı ile ilgili bilgiler yer almaktadır.  M:Ö: 5 YY. da Hipokrat söğüdün ilaç olarak kullanıldığından bahsetmiştir. Amerika yerlilerinin de  söğüdü  tedavi amacıyla sık sık kullandığı bilinmektedir.

Dut Ağacı

 
 Dut:Dutgiller (Moraceae) familyasından Morus cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad.

Vatanı Çin’dir. 15 m’ye kadar boylanır. Gövde silindirik, dik ve kalın; kabuk çatlaklı ve gri-kahve renklidir. Yaprakları saplı, iki sıra üzerine dizilmiş, tabanı yuvarlak veya kalp şeklinde, üst yüzü koyu, alt yüzü ise daha açık yeşil renklidir. Kenarları dişlidir. Çiçekler, bir evcikli olup yaprakların koltuğunda ve saplı durumlar halinde bulunur. Dikimi, sonbaharda yaprak dökümünden sonra başlar ve ilkbaharda gözlerin uyanmasına kadar geçen zaman içinde yapılabilir. Dut fidanı dikildikten sonra, verilecek yüksekliğe göre fidan gövdesi kesilmelidir.

Dut ağacının yaprağı ipek böceğinin çok sevdiği yiyeceklerdendir

Dut Zararlıları

Her bitkinin olduğu gibi, dut ağaçlarının da çeşitli zararlıları vardır.

Dut Koşnili

Ülkemizde dut ağaçları için, önemli olan zararlılardan bir tanesi; “Dut koşnili” dir. Bu zararlı, ağaçların gövde ve dallarında, kirli beyaz renkte görülür. Ağaç üzerinde çoğaldıkları zaman, ağacın gelişmesini zayıflatıp, kuruturlar. Daha çok, nemli yerlerde ve gölgede kalmış ağaçlar üzerinde görülürler.

Amerikan  Beyaz Kelebeği

Önemli dut zararlılarından biride, “Amerikan Beyaz Kelebeği”dir. Yurdumuzda, 1975 yılından beri görülmektedir. Bu zararlı, zararını, “tırtıl” aşamasında, bitkinin yapraklarını yiyerek yapar. Beyaz renkte olan dişi kelebek, yumurtalarını dalların uçlarında bulunan yapraklara bırakır. Yumurtadan çıkan tırtıllar, ağdan oluşan yuvalarını yaparlar. Daha sonra, yaprakları yiyerek büyürler ve ağdan çıkarak ağacın her tarafına yayılırlar. Çok kıllı ve hareketli olan bu tırtıllar, tam büyüklüğe ulaşınca, kuytu yerlere ve gazellerin içine “koza” yaparlar.

Bu zararlıyla mücadele edebilmemiz için yapacağımız iş; tırtıl yuvalarını, ağaç üzerine yayılmadan, olabildiğince erken davranıp, tırtıllı dalları kesip, toplamak ve yok etmektir

Okaliptus Ağacı

 

Haziran-temmuz ayları arasında, mor renkli çiçekler açan büyük ağaçlardır. Yaprak şekli bitkinin yaşına göre değişir. Gençlerde sapsız, oval, açık yeşil; yaşlılarda ise uzunca saplı, orak seklinde, derimsi ve koyu yeşildir. Çiçekler morumsu kırmızı renkte olup, her bir yaprağın koltuğunda birkaçı bir arada bulunur. Meyve küçük ve çok miktarda tohum taşıyan oval şekilli bir kapsüldür. Ana vatani Avustralya olan bu ağaç, halk arasında sıtma ve kinin ağacı olarak da tanınmaktadır.

Anadolu’ya ilk defâ, Muğla vilayetinin Fethiye kazasında Dalaman’da bir çiftlik kuran Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa tarafından, süs ağacı olarak sokulmuştur.

Ökaliptüs ağaçları, çok yüksek olan kâbiliyeti, fazla miktarda toprak suyunu alıp havaya vermesi sâyesinde bataklık yerlerin kurutulmasında insanlığa olan hizmetlerinin tanınmasını müteakip, yalnız Avustralya’da olan gelişme alanı kısa bir zamanda çok genişlemiştir. Bir ökaliptus ağacının yılda ortalama 250 ton suyu alıp havaya verdiği tecrübelerle anlaşılmıştır. 1938’den beri, yurdumuzun güney bataklıklarında da yetiştirilmesine büyük önem verildi ve kısa zamanda çok ümit verici neticeler alindi. Tarsus’un Karabucak bataklığının kurutulmasıyla bölgede, sıtma hastalığının yayılmasında önemli rol oynayan sivrisineğin nesli kesildi.

Yararları:Öksürüğü keser, boğaz ve burun iltihaplarını giderir. İdrar yollarını temizler. Hâricen deri üzerine sürülmek sûretiyle antiseptik olarak da kullanılır. Ökaliptus yaprakları doğrudan doğruya kaynatılarak kullanıldığı gibi, yağının tıpta da pek çok faydaları vardır. İlaç olarak veya kaynatma ile buğu, koku hâlinde de kullanılır. Yapraklar nefes darlığı, kabız, balgam söktürücü olarak, haşere sokmalarına, her nevi ateşlenmeye, nezle, nevralji, bronşit, romatizma, seker, üremi gibi hastalıklarda, yağ veya eksitilerek sirke, toz sabun, pudra ve mâcun seklinde kullanılır.

Özellikleri: Tazelik verici, kuvvetlendirici, Antiseptik, temiz olmayan derilerde, akne, kepek, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, virüslere karşı, grip ( boğaz iltihaplanması, sinüzit iltihaplanması, bronşitte-Antibiyotiğe yardımcı ) bahar nezlesi..romatizma ağrılarında ve sinir iltihaplanmasında. Haşerelere karşı çok kuvvetli tesir eder. Soğuk algınlığı, nezle, kas tutulmaları, sinüs gibi rahatsızlıklarda güçlüdür. Migren ve romatizma ağrılarını dindirir, cilt ülseri ve yarayı iyileştirir.

Kullanıldığı yerler:

Losyon olarak(yoğunluğu azaltılmış): Nefes darlığında göğüs üzerine sürdüğünde nefes açıcı etkisi vardır.

 Buhar yolu ile: Soğuk algınlığı rahatsızlıklarında boğaz ve solunum yolları şikayetlerinde ve bronşitte özellikle uçucu yağından dolayı inhalasyon (buğu) yoluyla yararlanılmaktır. Burun tıkanıklığı ve burun akıntısına karşı (kaynar suya drog parçaları veya uçucu yağ damlaları ilave edilerek hazırlanan) buğu yöntemiyle kullanılmaktadır

 Banyo suyuna ve kompres olarak: Yanıklarda ve yaralarda; Ayrıca üzüntü ve sıkıntıyı dindirici etkisi bulunur. Ev içinde buharla kullanılırsa evdeki bakterileri öldürür.

 Uyarılar: gebelikte kullanmayın, çocuklara ve bebeklere verilmez, yoğun olan formu cilt zararlıdır. Yüksek kan basıncı olanlara sakıncalıdır. Asla ağız yolu ile almayınız. Bir haftadan fazla kullanımda ve tekrarlayan periyodik rahatsızlıklarda hekimle görüşmek gerekir. Nadiren de olsa bazı kişilerde bulantı, kusma ve ishal yapabildiği kayıtlıdır.

Meşe Ağacı

Meşe Familyası                    : Kayıngiller (Fagaceae).

Türkiye’de yetiştiği yerler      : Yaygın.

Kışın yaprağını döken, her zaman yeşil, ağaç veya çalılar. Meşe yaprakları farklı şekil ve görünüştedirler. Kenarları dişli, loplu veya düzdür. Erkek çiçekler, bir önceki yıla ait sürgünlerde, tek tek ve uzun bir eksen üzerinde çok sayıda toplanmışlardır. Dişi çiçekler teker teker veya 3-5′i bir arada başçıklar halinde bulunurlar. Çiçeğin veya çiçek durumunun tabanında çanağa benzeyen bir kupula (kadeh, kapçık) vardır. Her kupula içinde bir meyve (pelit) bulunur. Meyveyi dip tarafından içine alan bu kadeh, boyut ve şekil itibariyle değişik tipler gösterir. Kupulanın üzeri genellikle sık bir şekilde sert pullarla örtülmüştür.

Dünya üzerinde 200′ün üzerinde meşe türü yayılmış bulunmaktadır. Türkiye’de ise tabii olarak bulunan meşe türü 18′dir. Bundan dolayı Türkiye, meşelerin kaplamış oldukları alan bakımından oldukça zengindir. Bütün orman bölgelerinde, hatta bozkır alanlarında bile birçok meşe ormanlarına rastlamak mümkündür. Bugün Türkiye’de koru ve kesimlik halinde 6,5 milyon hektar meşe ormanı bulunmaktadır. Bunun için meşeler, ormancılık ve parkçılık yönünden önem taşımaktadır. Meşeler, odunlarının anatomik yapıları, kullanış yeri bakımından büyük farklar gösterirler. Odunlarının anatomik özelliklerine göre: 1) Ak meşe, 2) Kırmızı meşe, 3) Herdem yeşil meşe olmak üzere üçe ayrılırlar.

Kullanıldığı yerler: Meşeler, kıymetli yakacak ve kullanılacak odun verirler. Ayrıca iyi bir hayvan yemi olarak meyveleri, tanence zengin kabuk, meyve ve meyve kadehi, patalojik bir teşekkül olan meşe mazıları değerli yan orman ürünleri arasında yer alırlar. Park ve bahçecilik yönünden de önem taşırlar

Hayıt Ağacı

Familyası                        : Hayıtgiller

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Karadeniz, Batı ve Güney Anadolu.

Haziran-ağustos ayları arasında pembe ve beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m yüksekliğinde çalı görünüşünde bir ağaççık. “Ayıt” olarak da bilinir. Akdeniz memleketlerinde ve Orta Asya’da yetişir. Yapraklar 3-7 parçalı, uzunca oval şekilli, alt kenarları beyazımtrak renkli ve tüylüdür. Çiçekler genç dalların ucunda salkım durumlar yaparlar. Meyveleri küre şeklinde, gri-esmer renklidir.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin çiçekli dalları ve meyveleri tedavide kullanılmaktadır. Bitkiden uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, vitisinin alkaloidi elde edilmiştir. Yapraklarından esans elde edilir. Gerek çiçekli dalları, gerek meyveleri yatıştırıcı, idrar söktürücü ve gaz söktürücü olarak kullanılır.

Kargı Kamışı

 

Karaağaç 

 

Latince Adı: Ulmus Minor

Türkçe adı: Ova karaağacı

Diğer Adı: Gürgen yapraklı karaağaç

Ortalama boyu 15 metre en yüksek 30-40 metre. Yaprakların üst yüzü koyu yeşil ve çıplak, alt yüzü çıplak, fakat yan damarların ana damarla birleştiği yerde tüylüdür. Yapraklar eliptik veya ters yumurta biçimindedir. Yaprak boyu 6-9 cm. genişliği 4 cm.dir. Yaprağın uç tarafı sivrice, dip tarafı çok çarpık, asimetriktir (Karaağacın belirgin özelliği). Yaprak kenarları çift sıralı dişlidir. Yaprak sapı 6-12 mm.’dir

En büyük sorun Karaağaç hastalığıdır. Etmeni Graphium ulmi adlı mantar olan hastalık bu ağaçların yaşamını ciddi derecede tehlikeye sokmuştur. Geniş çapta kurumalara sebep olan hastalığın kesin tedavisi henüz yoktur.

Doğu Akdeniz kökenli olup, Kuzey Türkiye ve komşusu Kuzeydoğu Anadolu ile Sardunya, İtalya,Sicilya, Balkanlar, Girit, Batı Suriye ve Kıbrıs yayılışlıdır.

Kaynak: Tübives

Limon Ağacı

 

Mandalina Ağacı

 

 Üzüm Bağı

Üzüm çok emek isteyen bir bitkidir, ağaçtır. Esasında her yerde yetişir, zayıf kumlu toprakları sever, kış soğuklarından korkmaz.
Tabii yaklaşık 15 Nisandan sonra ve üzümler toplanıncaya kadar don olgusundan tüm diğer bitkiler gibi, hiç hoşlanmaz ama bu tüm meyveler için geçerlidir.

Üzüm için en ideal olan, soğuk ve yağışlı bir kış, yağmurlu bir ilkbahar ve kurak ve sıcak bir yazdır. Yazın Haziran başından itibaren hasada kadar hiç yağmur yağmasa da olur.
Değişen küresel koşullarla ülkemizin Doğu Karadeniz dışında hemen her yerinde üzüm yetişir. Hatta yazın 8-10 günde bir yağacak bir yağmur beyaz üzümlere iyi de gelir.
15 sene öncesine kadar sıcaklıklar yeterli olmayacağı için Trakya Bölgesinde randıman vermeyeceği düşünülen Cabernet, Merlot, Shiraz, Zinfandel, hatta Öküzgözü ve Boğazkere gibi türler bugün Trakya’daki bağlarımızda inanılmaz randımanlı bir şekilde büyümektedirler.

Meyvesi üzüm, yaklaşık üç binden fazla çeşitle en çeşitli ve en yaygın meyvedir
Kara üzüm ve beyaz üzüm; tüm meyveler, yemişler, sebzeler içinde en geniş antioksidan etkisine sahip meyvedir. 15’den fazla antioksidan içerir.

Çam Ağacı

 

 

 

 Karabaş Otu (Halk arasında garfen)

 

Karabaşaotu: Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Akdeniz bölgesinde yetişen 30-100 cm. büyüklüğe erişen çok yıllık bitki türü.
Yapraklar uzun grimsi ipeksi tüylü 1-4 cm.dir. Çiçekler pembe-mordur 10-30 cm uzunlukta sivri uçlu ince yapraksız saplar üzerindeki 2-3 cm uzunluğunda çiçekler görülür. Her bir çiçekte 4-8 mm uzunluğunda bir taç yaprak bulunur. Sivri ucun üstündeki çiçekler daha büyük uzun ve parlak lavanta mavisi renklerdedir (Nadiren beyaz). Kuraklığa dayanıklıdır. Nötr veya bazik topraklar ile orta nemli yerleri tercih eder.

Karabaş Otu Çayı Hazırlanması ve kullanımı:

Bir miktar su kaynatılıp içine karabaş otu konulur ve üzeri örtüldükten sonra 5 dakika demlenir. Demlendikten sonra bardağa konulup şeker veya bal ilave edilerek günde iki veya üç defa içilir.

Bu çay içilirken gerek baş bölgesinde gerek vücutta terleme olursa, ter üzerinde kurutulmamalıdır. Terli çamaşır çıkarıp kuru çamaşır giyilmelidir.

Karabaş otunun faydaları

1. Karabaş otu bilhassa baş bölgesindeki tıkalı damarları açar. Baş bölgesindeki dışarı atılmayan toksit maddeleri terle ağız burun yoluyla dışarı atar. Sinüzit iltihapları burun ve geniz kanalıyla boşaltır. Ayrıca tüm vücuttaki damarları da açar.

2. Mide ve bağırsağı yumuşatır, gaz sıkışmasına iyi gelir.

3. İdrar sökücü özelliği vardır, Böbrekleri çalıştırır ve temizler, safra ifrazatını artırır. Safrayı çalıştırır.

4. Beyin hastalıklarına iyi gelir.

Çitlenbik (Melengic)

 

     Çitlenbik (melengiç) özellikleri
* Yaklaşık yetmiş çeşidi olan bu bitkinin meyvesinden ,yapraklarından, tohumundan ve sakızından yararlanılır.

Çitlenbik(Menengic) Kahvesinin Faydaları
Öksürügü Keser
Balgam Söktürür
Nefes Açıcıdır
Nefes Darlığına İyi Gelir
Antiseptik Özelliği vardır
Gögsü Yumuşatır
Solunum Yollarına faydası vardır
Ayak terlemelerini önler
Yaraları tedavi eder
Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur
Ses tellerine iyi gelir
Mide ağrılarını dindirir.

Menengiç Kahvesinin Hazırlanışı
• Her fincan süt için bir tatlı kaşığı Menengiç kahvesi cezveye koyarak kısık ateşte kaynatınız. İsteğe göre şeker ilave derek servis yapınız.

• Pratik olarak hazırlamak için her fincana bir tatlı kaşığı Menengiç kahvesi iki tatlı kaşığı kahve kreması (süt tozu) kaynar su ilave derek servis yapınız.

• Pişirilmeden sade şekilde de yenebilir.

Menengic Kahvesini Türk uslu pişirmek için
Cezveye her fincan için iki çay kaşığı kahve, istege göre şeker ilave edilip kısık ateşte bi iki taşım kaynatılır.
Bir süre bekledikten sonra servis yapılabilir.

Hazır (Instant)Kahve Usulü Hazırlamak için
Her fincan için bir çay kaşığı kahve, iki çay kaşığı kahve kreması isteğe göre şeker ilave edilip üzerine
kaynar su koyarak karışıtılır. Bu hazırlanış biçimi pişirmeye göre daha kolay ve pratiktir.

Kireç Göbeği

 

Diğer yazılar


1 Yorum to “Bitki Örtüsü”

  1. 1. Mehmet Özcelik Says:

    Kenan çok güzel eline sağlık